“Semantik”, anlamları inceleyen bilim demek. Bu kelimeye dikkat, çünkü kendisi dijital dünyada önümüzdeki dönemin ana teması.  🙂 


Web 2.0 dönemini geride bıraktığımız şu günlerde, Web 3.0 bize kullanıcı merkezli geliştirilmiş internet uygulamarını sunmayı hedefliyor. Yani Web 3.0 ile artık kişiye özel servislerin ön planda olduğu ve en önemlisi internetin kullanıcıyı tanıyıp,anlayıp ona özel içerikleri sunacağı bir döneme girmiş olduk. Bunun en iyi örneklerinden biri kullanıcı merkezli bakış açısıyla geliştirilen Android 4.1 Jelly Bean. Tabi semantik web anlayışında kullanıcıya en uygun çözümler sunulurken, aynı zamanda kullanıcının davranışları da mercek altına alınıyor. Ziyaret ettiğimiz siteler, sosyal medya kullanım alışkanlıklarımız, sayısı giderek artan mobil cihazlarla kullandığımız lokasyon bazlı uygulamalarda arkamızda bıraktığımız izler derken tüm bunlar, dijital pazarlama içerikleri olarak semantik analizlerin kaynağını oluşturuyor.

Ve böylece kişiye özel ürün ve hizmet önerileri oluşuyor. Diğer bir deyişle CRM artık sosyalleşerek SCRM oluyor. Bu süreçte sosyal medyada aktif olan kullanıcı, aynı zamanda CRM sürecinin de aktif bir parçası haline geliyor. Unutmadan bu süreçte “gözlemlenen” kullanıcı, aynı zamanda bir “gözlemci” olarak değerlendiriliyor. Ve bu gözlemcinin tepkileri reklamveren markalar için son derece önemli. Neden mi?

Twitter geçtiğimiz gün iki önemli reklam ürünü olan promosyonlu tweet ve hesapları bir adım ileriye taşıyarak, reklamverenler için “kategori bazlı yeni hedefleme” şeçeneklerini resmi blogundan duyurdu. Kullanıcılarının ilgi ve tercih kategorilerinin ön planda olduğu bu yeni reklam modelini Twitter şöyle bir örnekle açıklıyor. Mesela köpeklerle ilgili yeni bir animasyon filmin tanıtımını yapmak istersek, Film ve TV başlığı altındaki Animasyon kategorisini, Hobiler ve İlgi Alanları başlığı altındaki Çizgi Film’i ve Evcil Hayvanlar başlığı altındaki Köpekler’i, hedeflenmiş kampanyamızın belirlenmiş ilgi alanları olarak tanımlayabileceğiz. Böylece kullanıcı ilgisine göre kişiselleştirilmiş bir reklam görmüş olacak.

Facebook ise diğer yandan henüz resmi bir açıklama yapmasa da, “Want” butonu ile ilgili çalışmalar içinde olduğunu, geçtiğimiz aylarda Facebook’un geliştiricilerinden Tom Waddington’un bloğu aracılığıyla duyurmuştu. “Like” butonunun yanına gelmesi planlanan “Want” butonu ile Facebook önümüzdeki dönemde e-ticarette oyunun kurallanını değiştirebilir, hatta sosyal ticarete damgasını vurabilir diyebiliriz. 🙂
 
Özetle, merkezinde kullanıcı davranışlarının olduğu bu yeni “semantik” dönemde sosyal medyada paylaştığımız içeriklerimiz, yaptığımız yorumlar, arkamızda bıraktığımız kodlar ve izler  aslında reklamveren şirketler için bulunmaz bir fırsat niteliği taşırken, bir yandan da internet üzerindeki tüketimin, yani mobil ve sosyal ticaretin daha da artacağının habercisi.
 
 
Advertisements