Search

#PokémonGo ile 4. Dijital Dalgaya Girdik!


pokemon-go-oyunu
Niantic Games
tarafından geliştirilen artırılmış gerçeklik uygulaması Pokémon Go, yayınlandıktan sonraki kısa sürede büyük bir viral başarı yakaladı. Pokémon Go, günlük 21 milyon aktif kullanıcı sayısıyla, Candy Crush Saga’nın 2013 yılında gerçekleştirdiği 20 milyon günlük aktif kullanıcı rekorunu geçti ve Amerika tarihinin en büyük oyunu oldu. Günlük aktif kullanıcı sayısı bakımından ise, şimdiden Tinder ve Twitter’ı geçtmiş durumda.

pokemon-go-640x540

Hikayesi aslında, Google’ın 2014’ün 1 Nisan şaka gününe özel Google Maps ve Pokémon’la sunduğu ve on sekiz milyondan fazla izlenme elde eden yayımlanan olarak yayımlanan viral videosu ile başladı. Nintendo‘nun 6 Temmuz’da Pokémon Go‘yu iOS ve Android platformundaki oyunculara açmasıyla, oyunculardan çok büyük ilgi gören oyun kısa sürede adeta bir çılgınlığa dönüştü diyebiliriz. Mobil uygulama analitik şirketi SensorTower verilerine göre ise, Pokémon Go’nun sadece iOS platformundan elde ettiği günlük gelir yaklaşık 1,6 milyon dolar. Peki neydi bu oyunu bu kadar tutku haline getiren? Yoksa artık artırılmış gerçeklik bizi sokak sokak elimizde cep telefonuyla koşturacak noktaya mı getirdi?🙂 Cevabı evet. Artık Dijital Dönüşüm yolculuğumuzda Pokémon Go ile 4. dalga içindeyiz.

Digi-Capital-Platform-Waves

 

Dijital Dönüşüm yolculuğunda 4. dalga içinde artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) ve karma (MR) gerçeklik ile gerçek dünya ile sanal dünya arasındaki çizgi yok oluyor. IMG_4077Aslında bu dalgaya bir süredir girmiştik, mesela en popüler artırılmış gerçeklik uygulamalarından Blippar ile pekçok marka blippable içerikler üretip kullanıcılarla eğlenceli bir dille kampanyalarını sunuyorlardı. Veya yakın zamandan bir örnek vermek gerekirse, Snapchat’in hepimizi esir alan yüz tanıma uygulamasıyla bizi farklı karakterlere bürümesi de yine bir artırılmış gerçekliktir. Mesela uygulama üzerindeyken, selfie çekermiş gibi ekrana bakıp bir anda kendinizi palmiyelerin altında bile  buluverebilirsiniz.🙂

Evet biz Pokémon Go ile sokak sokak dolaşırken aslında lokasyon bazlı pek çok bilgimizi de uygulama üzerinden paylaşıyoruz. Bu bilgi paylaşımlarının her biri aslında markalar açısından o kadar kıymetli ki…Markaların ürünlerini, logolarını, bize özel mesajlarını tam da o en heyecanlı anda en etkin içerikle sunmalarının kıymetine paha biçilmeye yakında başlanacak!🙂 Hatta arıtılmış gerçeklik ile o anda alışveriş bile yapabileceğiz. Özetle artık farklı bir boyut daha katıldı hayatımıza. Ama bu kadarı da olmaz demeyin. Bu 4. Dijital Dönüşüm dalgasında yer alan anlık iletişimler ve etkileşimlerin tek amacı aslında hayatımızı  havada ve karada bize özel içeriklerle, hayatımızı daha da kolaylaştırmak ve keyiflendirmek. Bu arada havada derken, Dronémon Go oynamak istersiniz belki?🙂

 

Dijital Dönüşüm Nedir?

never_offline

Dijital Dönüşüm hem ülkemizde hem de tüm Dünya’da şirketlerin şu an en popüler ve bir o kadar da kritik bir gündemi. Değişen ve çeşitlenen müşteri beklentileri ile verimlilik ve rekabet baskısı öyle bir noktada ki, yenilikçi fikirlere yatırım yapmak; tasarım, üretim
ve sunumda teknolojiyi odağa yerleştirmek artık kaçınılmaz. Özellikle son 7-8 yılda hayatımıza derinlemesine etki eden dijital oluşumları yakın çevremize sorduğumuzda, genellikle Google, Facebook ve Silikon Vadisi’nden bahsedilmekte. Ama aslında global pazarda dijital dönüşümde ciddi çaba gösteren şirketlerin bulundukları sektörler çok daha çeşitli ve sayıları çok daha fazla. Türkiye’de ise Dijital Dönüşüm çok konuşulmasına rağmen, rakamlara bakıldığında henüz yolun başında olduğumuz söylenebilir. Konuyla ilgili Samsung, TÜSİAD, Deloitte Türkiye ve GFK’nın ortak hazırladıkları “Türkiye’deki Dijital Değişime CEO Bakışı” araştırmasına göre; geleceğin iş dünyasına şekil verecek Dijital Değişim sürecine şirketlerin %90’ında üst düzey yöneticiler liderlik ediyor. Peki “Dijital Dönüşüm” denince herkes aynı şeyi mi anlıyor? Elbette hayır, ama önemli olan Dijital Dönüşüm yolunda müşteri ihtiyacını merkeze koyup, atılacak adımları belirleyip, hedefe doğru hız kesmeden koşmak. Peki bu değişim nasıl ölçülür, nasıl yönetilir?

dijital_degisim_gostergeleri_2016

Dijital Değişim’in ölçümlenmesine örnek olarak, yine aynı araştırmada yer alan dijital kanallardan gelen ciro yüzdesi, dijitale ayrılan yatırım yüzdesi, dijital stratejinin net ve anlaşılır olması gibi dijital olgunluk düzeyi ile ilgili değerlendirmeler göz önüne alındığında; dijital değişim açısından Türkiye yolun başında olsa da, CEO’ların gözünden de bu sürecin hızla gelişeceği görülüyor. Dijital Dönüşüm’ün yönetilmesine örnek olarak ise, son zamanlarda okuduğum en iyi analizlerden A.T. Kearney ‘nin GSM Association (GSMA) ile birlikte yayınladığı “Internet Değer Zinciri” raporunda; internette yer alan içeriklerin, son kullanıcılara ulaşana kadar farklı dikeylerde ne anlam ifade ettiklerini özetlemiş.

a.t.kearney_internet_value_chain

Araştırmaya göre son 5 yılda, Internet Değer Zinciri dikeyleri arasında Online Servisler daha hızlı büyümekteler. Telekom operatörlerini kapsayan Bağlanabilirlik (erişim) dikeyinin ise, önümüzdeki 5 yılda yıllık ortalama sadece %7 büyümesi öngörülüyor. Ancak bugün kime sorsak Türkiye’den dijitalde başarıyı yakalamış bir şirkete örnek verin desek; telekom operatörleri en başta sıralanır. Ama analize göre global pazarda seyahat veya müzik gibi online servisler diğerlerine göre çok daha hızlı dijital büyüyor. Bu nedenle telekom operatörleri de bugün online servislerinde (VAS) farklı ne gibi inovasyonlar yapabileceklerini planlamaktalar.

Dijitalleşme ve internet değer zincirinde pazar durumu ve öngörüler

Dijital Dönüşüm’den bahsedildiğinde aslında dijital yıkım (digital disruption) ve hatta başarısızlıklar da konuşulan konular arasında. “Dijital yıkım” diyoruz. Neden mi? Mesela 10 yıl öncesinde nasıl uçak bileti aldığınızı düşünün ve şimdi nasıl aldığınız ile karşılaştırın. İnternet bize daha çok çeşit, daha fazla karşılaştırma imkânı ve daha kolay erişim sağlarken, aynı zamanda herhangi bir saatte, herhangi bir ürünü satın alabilme imkânı da veriyor. Veya bugün bir araç sigortası satmak istesek, bunu bir akıllı telefon üzerinden yapmak konusunda hiçbir sorun yaşamayız. Ama burda en büyük hata, offline iş modeli sürecini, olduğu gibi online kullanıcı deneyimine aktarmak olur. Çünkü yürürken ya da taksideyken akıllı telefonumuzu kolayca kullanabiliriz, ama uzun dipnotları okuyamayız. Veya o sigortayı satın almak için 2 ya da 3 kereden fazla tıklamamız gerekiyorsa, satınalmaya o kadar yaklaşmışken vazgeçebilir, onay işlemini daha sonraya erteleyebiliriz.

Günümüzde Dijital Dönüşüm, mevcut iş modellerini riske edip dijital dönüşüme ayak uyduran yeni bir iş modeli benimsemek ya da mevcut iş modelini korumaya çalışmak arasında gidip gelmekte. Dijitalleşme bazı şirketlerde yeni bir dijital iş modelinin mevcut gelir ve kâr yapısına zarar verme riski olduğu varsayılarak bir tehdit gibi algılansa da, diğer yandan bazı şirketlerde de dijital dönüşümü benimsemekte geç kalıp fırsatları rakiplere kaptırma ve hatta mevcut iş modellerinin uzun dönemde tamamen değersiz hale gelme riski altındalar. Sonuç olarak dijitalleşme yolunda şirketler “müşteri memnuniyeti” etkisi mi, yoksa “hayatta kalabilmek için” mi dijitalleşme sorusuyla karşı karşıya kalıyorlar. Zaten Dijital Dönüşüm’de başarı da, bu iki farklı modelin ne şekilde yönetildiği ile ilgili. Çünkü esas yıkıcı etki tam da bu noktada gizli!🙂

Formül: Dijital Dönüşüm’de yıkıcı etki için müşteri merkezde olmalıdır. Dijitalleşmeyi şirketlerin organizasyon ve iş modellerine etkin şekilde benimsetmek, DNA’larına işlemek gerekir. Dijitalleşme sürecinin hızlandırılması, sadeleşmesi gerekir. Özetle, “Dijital Dönüşüm, iş dünyasında rönesanstır!”

Uygulamalar Yerlerini Dijital Asistanlara Bırakıyor

Gartner’a göre 2020 yılında telefondaki işlemlerin 40%-50%’sini Facebook M, Siri, Cortana ile Google Now gibi dijital asistanlar yapacaklar. Rapor aynı zamanda e-ticaretin önümüzdeki üç yıl içinde dijital asistanlar üzerinden yürütülen mobil ticarete dönüşeceğine işaret ediyor.

Zuckerberg-chatbot

Bugün ise, henüz Yapay Zeka’ya geçiş dönemi olarak nitelendirilen Bot dönemindeyiz. Geçtiğimiz günlerde Facebook geliştirici konferansı F8’de Messenger için hazırladığı botları tanıttı. Tüm dünyada 1 milyara yakın aktif kullanıcının bulunduğu Messenger uygulamasının içinde insanlara anında cevap verecek bir Bot yazabiliyor ve o Bot sayesinde müşterilerinizi dilediğiniz şekilde yönlendirebiliyorsunuz.

Evet Bot’lar artık içimizdeler ve ihtiyaç anında hemen yardıma hazırlar diyebiliriz. Bot aslında internette verilen bir görevi yerine getiren programlara verilen isim. Genellikle tekrar eden görevlerde kullanılıyorlar. İlk olarak sohbet programlarında görülmeye başlayan botlar, akıllı telefon teknolojisini gelişmesi ile uygulamalara geçiş yaptı. Telegram, Slack, Microsoft, Kik ve son olarak Facebook (Messenger) bot platformunu kullanıma sunan isimlerden sadece birkaçı. Bizle sohbet ediyor, araştırıyor, bilgilendiriyor, hava durumu ve haber paylaşıyorlar. Onlar aslında, son birkaç yıldır uygulamalarla adeta bölünen web dünyasını, bize tekrardan birleştirmeyi hedefliyorlar.🙂

burger-king-chatbot

Bir de Chatbot’lar var, onlar da  kullandığımız sohbet uygulamalarında yaşayan botlar. Görevi bizimle sohbet etmek, sorduğumuz sorulara cevap vermek ya da çeşitli konularda bizi bilgilendirmek. Müşteri temsilcisini aradığımızda bizimle iletişime giren botlar chatbotlar için en iyi örnek fakat chatbotları bunlarla sınırlamamak lazım önümüzdeki yıllarda çok daha gelişmiş, yapay zeka seviyesinde chatbotlarla karşılaşabiliriz. Örnek vermek gerekirse; Kik uygulamasının sohbet botu Sephora kullanıcılara makyaj ipuçlarını interaktif bir şekilde paylaşıyor. Burger King ise Messenger üzerinden siparişimizi alıyor.

sephora_chatbot_1

Peki tam olarak Facebook Messenger Bot nedir derseniz, Messenger için geliştirilen bu chatbotlar haber takibi, online alışveriş, hava ve yol takibi, müşteri ilişkileri gibi alanlarda hizmet verecekler. Şimdilik sadece geliştiriciler için kullanıma sunulan “bots for messenger” platformu kullanıcılara Messenger uygulaması üzerinden birçok işlemi yapma imkanı sağlayacak ve bu işlemlerle ilgili kişiselleştirilmiş bildirimler alabileceğiz. Örneğin bir e-ticaret sitesinden yaptığınız alışverişin durumunu Messenger uygulaması üzerinden botlarla sohbet ederek öğrenebileceksiniz ya da aradığınız bir ürünü bu bot yardımıyla anında bulabileceksiniz. Yapmamız için gereken tek şey Facebook Messenger’daki arama çubuğuna botu olan markayı yazıp süreci başlatmak. Tabi markalar bizi unutmuyor🙂 Uyarılarla, hatırlatmalarla bizle iletişimde kalıyorlar (tabii biz istersek).

cnn_chatbot_facebook

Mesela CNN ekranımıza günün manşetlerini getirebiliyor. Ya da hava durumu merak ettiğimizde botlarla yazışarak günlük ya da haftalık hava durumu tahmini alabiliyoruz. Ya da açıktık, hemen Messenger üzerinden yazışarak yemek siparişi verebiliyoruz.

popeyes-messengerTürkiye’de bunun ilk örneği ise yakın zamanda Popeyes’den geldi ve Türkiye’nin siparişe yönlendiren ilk Messenger Bot’unu hayata geçirdiler. Popeyes Türkiye’nin Facebook sayfasından mesajla ulaşılabilen bot sizi karşılıyor ve verebileceğiniz siparişler için şirketin sitesine yönlendiriyor. Aynen bir arkadaşınız gibi listenizde bekleyen ve selam vermenizle harekete geçen sipariş Bot her hafta yeni bir aşamayla daha akıllı hale gelecek.

Özetle; 2020’de Facebook M, Siri, Cortana ile Google Now gibi dijital asistanlar mobil uygulamaların yerini alıp her işimizi görüp bizim için online alışveriş yapacaklar. Böylece dijital asistanlar sayesinde mobil uygulamalar akıllı botlara dönüşmüş olacak. Özetle, e-ticaretin geleceği artık dijital asistanlarda diyebiliriz.🙂

Giyilebilir Teknolojilerle, İçilebilir Reklamlarla Hoşgeldin 4,5G!

connected_consumer_gps

Son günlerin en merak edilen konularından biri 4,5G’nin hayatımıza nasıl etki edeceği. Dünya’da 7 Milyar insan varken ve önümüzdeki 4 sene içinde ise yaklaşık 50 Milyar akıllı cihaz olması beklenirken, mevcut mobil internet hızının yaklaşık 10 katına sahip 4,5G’li yeni dünyayı aslında 3 ana başlıkta özetlemek mümkün:

  1. Daha geniş kapsama alanı
  2. Daha yüksek hız
  3. Gerçek zamanlı dediğimiz “kesintisiz” internet.

Durum böyle olunca, günlük yaşantımızda elimizden düşürmediğimiz akıllı telefonlarımız başta olmak üzere, tüm mobil cihazlarımız artık neredeyse hayatımızın birer “uzaktan kumandası” olacak diyebiliriz.🙂 Peki bu uzaktan kumandalar tam olarak ne işe yarayacaklar?

Nesnelerin İnterneti kavramıyla ön plana çıkan sensör teknolojisi sayesinde, pek çok raporda yer alan 50 milyar cihaz bizle konuşmaya başlayacak. Mesela, bir akıllı eldiven düşünün ki, içindeki çipler sayesinde fabrikada voltaj ölçümünü anlık olarak raporlayabilecek. Ya da bir ayakkabı düşünün ki, içindeki çipler sayesinde ulaşmak istediğiniz lokasyona giderken eğer yolu şaşırırsanız sizi titreyerek uyacak ve yeni rotanızı cep telefonunuz aracılığıyla size sunacak.

smart_shoes_gps 

Aslında bu gibi bir uygulamayı her an yanımızdaki bir özel asistan gibi düşünebilirsiniz. Öyle bir asistan ki, sizi sizden daha proaktif düşünebilecek. Siz toplantıdayken eğer eve dönüş yolunuzda trafik yoğunluğu başladıysa sizi akıllı saatiniz üzerinden uyarabilecek veya özel bir rahatsızlığınız varsa kan basıncınıza paralel ilgili bulguları da size, sevdiklerinize veya doktorunuza anlık raporlayabilecek. Bu uygulamaları mevcut 3G’yle de gerçekleştirebilirken, 4,5G’yle daha hızlı ve daha kesintisiz iletişim sağlayabileceğiz.

Özetle, giderek daha akıllı ve daha kaliteli bir yaşam için gerekli tüm kurgu artık giyilebilir cihazlar ve cep telefonlarımız üzerinden bize sunulacak. Peki ya markalar açısından bu kurgu nasıl ele alınacak?

4,5G’nin hayatımıza girmesiyle artık o aradığımız en yakın restoranı, sağlığımızla ilgili merak ettiğimiz sorunun cevabını veya sosyal medyada beğendiğimiz paylaşımları çok daha hızlı bir şekilde bulabileceğiz. Ve giderek daha fazla video izleyeceğiz.🙂

online_video_growth.gif

Medya tüketimine yönelik yapılan araştırmalarda özellikle önümüzdeki 2 yılda ciddi bir online video tüketimi analiz edilmekte. Sosyal medyanın en çok mobilden tüketildiği ve videoların büyük ölçüde mobil cihazlardan izlendiği medyada, mobil teknolojilerin payı giderek artacak. Geleneksel medya elbette yok olmayacak ama gelişen yeni nesil iletişim teknolojileri, gerçek zamanlı internet ve evrimleşen ekranlar sayesinde medya tüketim alışkanlıklarımız ciddi oranda etkilenecek. Bu etkileşimde başrolde ise, online ve offline dünyanın yakınsaması yer alacak.
online-sales-convergence

Durum böyle olunca fiziksel olarak çevremizde bulunan, günlük yaşamda sıkça kullandığımız nesneler ya da Tv, Radio gibi geleneksel medya kanalları mevcut internet hızının yaklaşık 10 katına yakın internet bağlantıları sayesinde mobil cihazlarla birlikte, bizi şaşırtacak ve etkileyecek müşteri deneyimleri sunacaklar.🙂 Böylece iletişim kültürümüz de bu değişimden büyük ölçüde etkilenecek ve artık online ve offline mecraların bir arada müşterilere bütünsel servisler sunduğu, çok daha hızlı yeni medya araçlarıyla bilgi edinir ve paylaşabilir duruma geleceğiz. Bu yeni nesil 360 derece medya deneyimi özetleyen en iyi reklam kurgusu olarak Coca Cola’dan Coke Zero İçilebilir Reklam ve giyilebilir teknolojilerin sağlık alanında ne gibi katkılar sağlayabileceğini sunan Apple ResearchKit videolarını özellikle paylaşmak isterim.

Giyilebilir teknolojiler ve içilebilir reklamlarla, hoşgeldin yeni nesil internet, hoşgeldin 4,5G !🙂

Nesnelerin İnterneti Artık Nesnelerin Ticareti

iot_retail_1

Dünya her şeyin birbirine bağlanabildiği Nesnelerin İnterneti devriminde hızla yol alıyor. Artık Nesnelerin İnterneti kavramı, başta teknoloji markaları olmak üzere dijital dönüşüm peşinde olan birçok markanın öncelikli konusu diyebiliriz. GE’nin tahmini 2020’de 50 milyar cihazın internete bağlanacağı yönündeyken, Ocak ayında düzenlenen Dünya Ekonomi Forumu’nda yayınlanan Accenture raporunda ise, endüstriyel internetin 2030 yılında küresel ekonomiye 14 trilyon dolar ekleyebileceği belirtiliyor. Peki bu büyümeye giden yolda, endüstriyel internet kavramı, hayatımızda nasıl yer alacak?

Hatırlayalım, bundan yaklaşık iki yıl kadar önce telefondan evin termostatını programlamak ya da aydınlatmaları yönetmek gibi yakın çevremizdeki nesneleri kontrol etmek, akıllılaşan hayatımızda  oldukça “yeterli”ydi . Ama artık kontrol etmenin yetmemeye başladığı bir döneme girmiş bulunuyoruz.

Nesnelerin İnterneti bugün sigorta, otomotiv, kozmetik, perakende, sağlık, spor gibi birbirinden farklı sektörlere akıllı cihazlar sayesinde damgasını vurmuşken, artık bu yeni dönemde hayatımızda daha fazla yer alamaya başlıyor ve yeni bir kavramı da beraberinde getiriyor: Nesnelerin Ticareti.

10 mobile commerce 03

Nesnelerin İnterneti, yetenekli cihazların çoğalması ile birlikte aynı zamanda mobil ödeme hizmetlerinin de olgunlaşmaya başlamasını sağladı diyebiliriz. Hem güvenli, hem kolay alternatif ödeme kanalları aslında akıllı telefonlar aracılığı ile çeşitli dijital cüzdan çözümleri ya da ödeme sistemleri ile paramızı yönetmemizi sağlarken, artık günümüzde temasta olduğumuz “bağlantılı” (connected) cihazlara da mobil ödeme teknolojileri (NFC) entegre ederek onları da birer ödeme kanalına döndürebiliyoruz. Böylece Nesnelerin Ticareti hayatımıza girmiş oluyor.

iot_commerce_2

Groceries-AppDünya’da bu yeni kavramın başlıca örnekleri, son olarak geçtiğimiz ay düzenlenen GSMA Dünya Mobil Kongre‘sinde farklı tanıtıldı. Mastercard, bu alanda diğer markalara da öncülük ederek akıllı yüzük, akıllı anahtar ve akıllı buzdolabı gibi uygulamalarıyla, günlük hayata bambaşka bir boyut getirerek dijital dönüşümde “cihazlar arası ticareti” gerçekleştirdi. Bunun ilk örneklerinden Samsung işbirliği ile buzdolabına özel geliştirilen,  Mastercard Groceries uygulaması sayesinde, artık mutfak alışverişini gerçekleştirmek buzdolabı üzerinden mümkün hale geldi. Ben buna internetten verilen sipariş veya Amazon Dash gibi uygulamalardan sonra kendimce Mutfak 4.0 demek istiyorum.🙂

Artık temassız teknolojilerle cihazlar üzerinden daha hızlı işlem yapabilmenin, akıllı bileklikle market alışverişini tek dokunuşla gerçekleştirebilmenin veya giyilebilir aksesuarla metro turnikesinden geçiş yapabilmenin mümkün olduğu bir dünyadayız. Özetle, yakın gelecekte Nesnelerin Ticareti, E-ticaret sektörüne yeni bir soluk getireceğe benziyor, ne dersiniz?🙂

And the social Oscars goes to…Leonardo!

leos-red-carpet-rampage-leonardo-dicaprio-video-game-oscars-5

Hollywood’un efsane aktörleri arasına şimdiden adını kazıyan Leonardo Di Caprio, bugüne kadar pek çok unutulmaz filmde ve birbirinden başarılı rollerde karşımıza çıkmasına rağmen yıllardır Oscar‘ı elde edememiş durumda. Oyunculuk kariyerinin başından bu yana defalarca Oscar’a aday olmasına rağmen, hep son anda ödülü rakiplerine kaptıran Leonardo, aslında Oscar’ın dışında neredeyse bütün ödül törenlerinden onlarca ödülle dönmeyi başarıyor. leonardo_social_1

Durum böyle olunca, ünlü oyuncunun Oscar özelindeki bu şanssızlığı dijital dünyada özellikle sosyal medyada esprili bir şekilde ele alınırken son olarak adına bir oyun geliştirildi.🙂

The Revenant (Diriliş) filmi ile Oscar’a aday. Başta hayranları olmak üzere sinema dünyasından birçok otorite “bu sefer olacak” görüşünde olsa da, oyun dünyasının güçlü isimlerinden The Line onlarla aynı fikirde değil. The Line, geliştirdikleri Leo’s Red Carpet Rampage adlı retro tadındaki tarayıcı oyunları ile, esprili bir şekilde Oscar’a giden yolda Leo’ya karşılaştığı engelleri aşma fırsatı sunuyor.

leonardo_1

Oyunda; Leo’dan kaçan Oscar kovalanırken ara sıra muhabirlerle, ara sıra da Oscar’a aday diğer rakiplerle mücadele ediliyor.🙂 Oyunun en eğlenceli yanı ise Golden Globe töreninde Leo’nun kolunu dürtmesi ile gündeme gelen Lady Gaga ve Titanic’in katili “Buz Dağı” ile karşı karşıya gelinmesi diyebilirim. Peki sosyal medyada oldukça popüler olan bu oyun, Leo’nun Oscar kaderini değiştirebilecek güçte mi, gecenin sonunda hep beraber göreceğiz.

leonardo-under-a-spotlight

Leo’s Red Carpet Rampage, uykusuz Oscar gecesinde heyecan doruktayken, oynanabilecek en iyi, en keyifli oyunlardan. Siz de bu keyfe ortak olmak ve Oscar’ı Leo’nun elinde görmek isterseniz buradan oyuna ulaşabilirsiniz. Veya öncesinde, Leo’nun kariyerindeki Oscar serüvenine bir göz gezdirmek isterseniz ise videoyu izleyebilirsiniz.

 

 

Moda ve Kozmetik Dünyasında “Akıllı” Trendler

Dünyanın en büyük teknoloji fuarı olan ve aynı zamanda bir teknoloji karnavalı olarak ifade edilen Consumer Electronics Show (CES) 2016 sona erdi. CES 2016’da bu yıl 3 binden fazla irili ufaklı şirket ve tüketicilerin dikkatini çekmek için geliştirdikleri yeni ürünleri stantlarında sergilerken aynı zamanda akıllı otomobillerden dijital evlere, nesnelerin interneti ve insansız hava araçlarına kadar pek çok yıkıcı teknolojileri de ( Disruptive Technologies ) sunarak, yeni nesil teknolojilerde yaşanacak yeniliklerin ipuçlarını da verdi diyebiliriz. Yeni ürünlerin arasında günlük hayatı kolaylaştıran modeller de yer alırken, özellikle moda ve kozmetik sektörünün geleceğine ciddi anlamda yön verecek özel cihazlar da teknoloji tutkunlarıyla buluştular. Bu yeni nesil ürünlere aslında cihaz demek pek te kolay olmuyor.🙂 Neden mi? Hep beraber inceleyelim.

samsung_wearables_humanfit_ces2016

İlk olarak Samsung’u ele alalım. Giyilebilir teknolojilerde Samsung bu yıl CES 2016’da pek çok farklı ürününü tanıttı. Özellikle NFC teknolojisini içinde sakladığı akıllı takım elbise modelleri, güneş enerjisiyle şarj olan çantaları ve günlük aktiviteleri ölçüp kullanıcılarına sağlıklı yaşam tavsiyeleri sunan akıllı kemerleri oldukça ilgi çekti.

Sağlıklı yaşamdan bahsetmişken, kozmetik sektörü devi L’Oréal ise, “Çok Güneşte Kalınca Uyarı Veren Cilt Bandı” ile bu sene giyilebilir teknolojiler alanına giriş yaptı. Ürün, saat veya herhangi bir tür takı değil. İrlandalı mühendislik firması olan PCH ile birlikte geliştirilen band, vücuda yapıştırılıyor ve UV ışınına maruz kalma oranını ölçüyor. 

loreal_wearables_my_uv_patch_ces2016

Adı “My UV Patch” olan band, 2,5 cm. çapı ile oldukça küçük esneyen bir sensör. Işına maruz kalan bölgeye 5 güne kadar yapıştırılabiliyor. Akıllı telefonunuzu sensör ile eşleştirdiğinizde, UV ışınına ne kadar maruz kaldığı gözlemlenebiliniyor. Böylece güneş altında özellikle çocukların ne kadar süre kalmaları gerektiğine yönelik oldukça etkin bir ürün olarak, sağlık alanında ailelerin önemli bir ihtiyacına cevap olabileceği de söylenebilir. Konu güzellik olunca, ölçülebilirlik te bu alanda teknolojiyle fark yaratan bir hal aldı artık. Swarovski de, bu alana öncülük etmeye devam ediyor. Geçen seneden bu yana akıllı aksesuar çalışmalarına hız kesmeden devam eden marka, hem Huawei hem de Misfit Shine ile bir işbirliğine girerek farklı temalardaki yeni nesil akıllı aksesuarlarını bu yıl fuarda teknoloji ve moda tutkunlarına sergiledi.

swarovski_activity_tracking_jewelerry_ces2016

Fuarda sağlıklı yaşam ve günlük aktiviteler alanında fark yaratan bir diğer marka da ünlü spor giyim firması New Balance oldu. Intel ile akıllı saat hazırladıklarını bildiren New Balance ayrıca Mayıs 2016’da Intel‘in RealSense teknolojisini kullanarak geliştirdiği ayakkabısını da satışa sunacaklarını paylaştı.Ayakkabının ilk satışa çıkacağı mağaza ise Boston’da bulunacakmış. Bu özel koşu ayakkabısı ve akıllı saat ile kullanıcılar spor esnasındaki performanslarının tüm detaylarına ulaşabilecekler. Android Wear tabanlı olacak olan akıllı saatin ise gelecek Kasım 2016’da satışa sunulması bekleniyor.

intel_wearables_newbalance_ces2016

Intel’in giyilebilir teknolojiler alanında yaptığı yatırımlarından bir diğeri ise Daqri‘nin yeni nesil sanal gerçeklik kaskı. İki firmanın da kendi alanlarında yıllardır yaptığı çalışmaların sonucunda; Daqri’nin geliştirdiği tracking (obje takip) sistemi ile Intel Real Sense teknolojisi birleşince bu kask için şu an piyasadaki tam anlamıyla profesyonel kullanımda en güçlü teknoloji diyebiliriz. Intel tarafından geliştirilen “perceptual computing” desteği ile sahada kullanılmaya başlandığında hızlı bir şekilde süreçleri öğrenip, kendini geliştirmeye başlayacak bir sisteme sahip olan kask giyilebilir teknolojiler alanında ciddi anlamda rakiplerine göre fark yaratacağa benziyor.

Detaylarını aşağıdaki videodan da izleyebileceğiniz bu akıllı kask, şimdilik sadece saha kullanımlarına özel tasarlanmış durumda olsa da, bireysel kullanıma sunulduğunda bu kaskla kayak yapmak şu an hayallerimden biri diyebilirim!🙂

2016 Dijital Pazarlama Trendleri

digital_marketing_trends_2016

2016’ya henüz girmişken, dijital dünyada bu yıl nelerle karşılaşacağımızın heyecanını yaşamaya başladık. Bu yıl her geçen gün daha da popüler hale gelen video içeriklerle daha sık karşılaşacağımız, nesnelerin interneti ve sanal gerçeklik uygulamalarının yükselişe geçeceği, mobil uygulamaların artık internet sitelerinin yerini almaya başlayacağı, giyilebilir teknolojilerin günlük yaşantımıza entegre olacağı ve kişiselleştirmenin giderek önem kazanacağı bir 2016 bizi bekliyor, şimdiden söylemesi.

Pazarlamayı ve özellikle dijital pazarlamayı etkisi altına alacak bu trendler, Borenstein Group tarafından paylaşılmış aşağıdaki 10 maddelik infografiği ayrıca not almanızı önerirken, dijital dünyada bu yılın inovasyon ve yeniliklerle dolu bir yıl olmasını diliyorum!🙂

1)”Facebook Video” Youtube’dan hemen sonra Yeni Kral olarak yükselişi sürdürecek.

2)Video içeriklerde ilk 5 saniyede ilgiyi çekemeyen kaybedecek.

3)Pazarlama otomasyon araçları müşteri deneyimini giderek iyileştirecek.

4)Paylaşım ekonomisinin nimetlerinden bu yıl da keyifle faydalanacağız.

5)Bilgi güvenliğine özen gösteren platformlar önem kazanarak yükselişe geçecek.

6)B2B’deki dijital deneyim, B2C’deki mükemmelliği aratmayacak hale gelecek.

7)Robotik sistemler, akıllı nesneler pazarlamaya büyük destek sağlayacak.

8)Marka değerinde artık söz anketlerin değil, gerçek zamanlı algoritmaların.

9)Ürün ve hizmet incelemelerinde özgün değerlendirmelerin önemi artacak.

DigitalMarketingTrendsInfographic

2016’nın Dijital Trendi: “Sosyal” Video İçerikler

2016 yaklaşırken, sosyal medya devleri Facebook  Youtube, Twitter ve Instagram arasındaki rekabet giderek artıyor. Önümüzdeki dönemin dijital odağı ise şimdiden bu rekabetle birlikte belli oldu diyebiliriz: Video Pazarlama. İçerik pazarlamanın “yazılı” içeriklerden, “görsel” içeriklere kayması aslında son birkaç yıldır gündemdeyken; sosyal medya platformlarında görselliğin ön plana çıkarak Instagram, Snapchat ve Twitter’ın video içeriklere yönelik yeni yatırımlar yapmalarıyla birlikte kullanıcı davranışları da etkilendi, bu değişim Facebook’u da video özelinde çalışmalar yapmaya sürüklemiş oldu.

facebook-video

Çünkü düz yazı okumaktansa ses ve görüntüyle birkaç duyuyu aynı anda tetikleyen videolar diğer dijital içeriklere oranla çok daha güçlü ve daha çok ilgi topluyor. Sosyal medya kullanıcılarının bu davranış eğilimleri de Facebook başta olmak üzere sosyal medya devlerini sistemlerinde bazı yenilikler ve değişiklikler yapmaya yönlendirdi.

bii _directvideos yt v fb

Son olarak Facebook, birkaç ay önce yayınladığı video analiz raporlarında video görüntülenmelerinde 50% büyüme yakaladığını ve günlük 3 Milyar video izlenme sayısına ulaştığını açıklarken, YouTube’a giderek yaklaşıyor.

Youtube-facts-2015

Brandshark ve Videobrewery “Video pazarlama trendleri 2015” araştırmasına göre 2017’de tüm internet trafiğinin 74%’ü video olacak. Pazarlama profesyonellerinin 52%’si videonun yatırımın geri dönüşü anlamında en iyi içerik türü olduğunu düşünüyor. Diğer yandan pazarlamacıların 93%’ü online pazarlama, satış veya iletişim için video kullanma taraftarı. Sosyal medya platformları kendi video pazarlama stratejilerini geliştirip, sürekli yeni özellikleri sistemlerine eklerken dijital iletişimci ve pazarlamacıların da gündeminde yeni teknolojileri takip etmek bulunuyor. Çünkü sürekli online müşteriler, ihtiyaçları olan bilgiye, aradıkları ürünlere internetten kolayca ulaşabiliyorlar. Örneğim kozmetik sektöründe alışveriş öncesi mobil cihazlardan edilinen bilgiler, aşağıda yer alan Google’ın bir araştırmasına göre karar aşamasında oldukça güçlü.

beauty_shoppers

Bu “connected consumer” durumu öncelikli olarak e-ticaret sektörünü etkilese de, perakende için büyük fırsat barındırıyor. Çünkü ürünleri araştırma, karşılaştırma ve satın alma işlemlerini nerede olurlarsa olsunlar, internette veya mağazada gerçekleştirmelerine yardımcı oluyor. Google’ın tüketici araştırmalarına göre, alışverişte akıllı telefonlarından yararlananların 84%’ü telefonlarını mağazalarda kullanıyor. Özellikle video içerikler son dönemde oldukça popülerleşmeye başlarken, sosyal medya devleri de bu kanala yönelik yatırımlarını artırıyor.

buse_terim_guzellik_oje

Örnek olarak, Türkiye’nin en popüler Bloggerlarından Buse Terim de, son birkaç aydır video içerikleriyle, favori ürün ve tavsiyelerini takipçilerine en etkin şekilde aktarıyor.Video içerikler üretmek konusunda herkes artık hem fikir olsa da videoların kullanıcılarla nasıl paylaşılması gerektiği ise içerikçiler ve dijital iletişimcilerin yaratıcılıklarına kalıyor. Özetle, 2016’da artık Bloggerların yerini Vloggerlar alıyor.🙂

Blog at WordPress.com.

Up ↑

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

%d bloggers like this: