never_offline

Dijital Dönüşüm hem ülkemizde hem de tüm Dünya’da şirketlerin şu an en popüler ve bir o kadar da kritik bir gündemi. Değişen ve çeşitlenen müşteri beklentileri ile verimlilik ve rekabet baskısı öyle bir noktada ki, yenilikçi fikirlere yatırım yapmak; tasarım, üretim
ve sunumda teknolojiyi odağa yerleştirmek artık kaçınılmaz. Özellikle son 7-8 yılda hayatımıza derinlemesine etki eden dijital oluşumları yakın çevremize sorduğumuzda, genellikle Google, Facebook ve Silikon Vadisi’nden bahsedilmekte. Ama aslında global pazarda dijital dönüşümde ciddi çaba gösteren şirketlerin bulundukları sektörler çok daha çeşitli ve sayıları çok daha fazla. Türkiye’de ise Dijital Dönüşüm çok konuşulmasına rağmen, rakamlara bakıldığında henüz yolun başında olduğumuz söylenebilir. Konuyla ilgili Samsung, TÜSİAD, Deloitte Türkiye ve GFK’nın ortak hazırladıkları “Türkiye’deki Dijital Değişime CEO Bakışı” araştırmasına göre; geleceğin iş dünyasına şekil verecek Dijital Değişim sürecine şirketlerin %90’ında üst düzey yöneticiler liderlik ediyor. Peki “Dijital Dönüşüm” denince herkes aynı şeyi mi anlıyor? Elbette hayır, ama önemli olan Dijital Dönüşüm yolunda müşteri ihtiyacını merkeze koyup, atılacak adımları belirleyip, hedefe doğru hız kesmeden koşmak. Peki bu değişim nasıl ölçülür, nasıl yönetilir?

dijital_degisim_gostergeleri_2016

Dijital Değişim’in ölçümlenmesine örnek olarak, yine aynı araştırmada yer alan dijital kanallardan gelen ciro yüzdesi, dijitale ayrılan yatırım yüzdesi, dijital stratejinin net ve anlaşılır olması gibi dijital olgunluk düzeyi ile ilgili değerlendirmeler göz önüne alındığında; dijital değişim açısından Türkiye yolun başında olsa da, CEO’ların gözünden de bu sürecin hızla gelişeceği görülüyor. Dijital Dönüşüm’ün yönetilmesine örnek olarak ise, son zamanlarda okuduğum en iyi analizlerden A.T. Kearney ‘nin GSM Association (GSMA) ile birlikte yayınladığı “Internet Değer Zinciri” raporunda; internette yer alan içeriklerin, son kullanıcılara ulaşana kadar farklı dikeylerde ne anlam ifade ettiklerini özetlemiş.

a.t.kearney_internet_value_chain

Araştırmaya göre son 5 yılda, Internet Değer Zinciri dikeyleri arasında Online Servisler daha hızlı büyümekteler. Telekom operatörlerini kapsayan Bağlanabilirlik (erişim) dikeyinin ise, önümüzdeki 5 yılda yıllık ortalama sadece %7 büyümesi öngörülüyor. Ancak bugün kime sorsak Türkiye’den dijitalde başarıyı yakalamış bir şirkete örnek verin desek; telekom operatörleri en başta sıralanır. Ama analize göre global pazarda seyahat veya müzik gibi online servisler diğerlerine göre çok daha hızlı dijital büyüyor. Bu nedenle telekom operatörleri de bugün online servislerinde (VAS) farklı ne gibi inovasyonlar yapabileceklerini planlamaktalar.

Dijitalleşme ve internet değer zincirinde pazar durumu ve öngörüler

Dijital Dönüşüm’den bahsedildiğinde aslında dijital yıkım (digital disruption) ve hatta başarısızlıklar da konuşulan konular arasında. “Dijital yıkım” diyoruz. Neden mi? Mesela 10 yıl öncesinde nasıl uçak bileti aldığınızı düşünün ve şimdi nasıl aldığınız ile karşılaştırın. İnternet bize daha çok çeşit, daha fazla karşılaştırma imkânı ve daha kolay erişim sağlarken, aynı zamanda herhangi bir saatte, herhangi bir ürünü satın alabilme imkânı da veriyor. Veya bugün bir araç sigortası satmak istesek, bunu bir akıllı telefon üzerinden yapmak konusunda hiçbir sorun yaşamayız. Ama burda en büyük hata, offline iş modeli sürecini, olduğu gibi online kullanıcı deneyimine aktarmak olur. Çünkü yürürken ya da taksideyken akıllı telefonumuzu kolayca kullanabiliriz, ama uzun dipnotları okuyamayız. Veya o sigortayı satın almak için 2 ya da 3 kereden fazla tıklamamız gerekiyorsa, satınalmaya o kadar yaklaşmışken vazgeçebilir, onay işlemini daha sonraya erteleyebiliriz.

Günümüzde Dijital Dönüşüm, mevcut iş modellerini riske edip dijital dönüşüme ayak uyduran yeni bir iş modeli benimsemek ya da mevcut iş modelini korumaya çalışmak arasında gidip gelmekte. Dijitalleşme bazı şirketlerde yeni bir dijital iş modelinin mevcut gelir ve kâr yapısına zarar verme riski olduğu varsayılarak bir tehdit gibi algılansa da, diğer yandan bazı şirketlerde de dijital dönüşümü benimsemekte geç kalıp fırsatları rakiplere kaptırma ve hatta mevcut iş modellerinin uzun dönemde tamamen değersiz hale gelme riski altındalar. Sonuç olarak dijitalleşme yolunda şirketler “müşteri memnuniyeti” etkisi mi, yoksa “hayatta kalabilmek için” mi dijitalleşme sorusuyla karşı karşıya kalıyorlar. Zaten Dijital Dönüşüm’de başarı da, bu iki farklı modelin ne şekilde yönetildiği ile ilgili. Çünkü esas yıkıcı etki tam da bu noktada gizli! 🙂

Formül: Dijital Dönüşüm’de yıkıcı etki için müşteri merkezde olmalıdır. Dijitalleşmeyi şirketlerin organizasyon ve iş modellerine etkin şekilde benimsetmek, DNA’larına işlemek gerekir. Dijitalleşme sürecinin hızlandırılması, sadeleşmesi gerekir. Özetle, “Dijital Dönüşüm, iş dünyasında rönesanstır!”

Advertisements