Dijital Dönüşüm 2.0 ile “Konuşan” Ticaret Dönemi Başladı

netflix_apple

İçinde bulunduğumuz Dijital Dönüşüm döneminde, baş döndürücü bir değişimden geçiyoruz. Yapılan tahminlere göre önümüzdeki 10 yıl içerisinde dünya genelinde 150 milyardan fazla veri sensörü Nesnelerin İnterneti sayesinde hayatımızda yer alacak. Böylesi bir hacim şu an dünyamızda yaşayan insan sayısından 20 katından daha fazla ve bu da her saniyemizde milyonlarca veri üreteceğimiz anlamına gelmekte. Peki giderek dijitalleşen günlük yaşantımızda, bu veriler çağımızın teknoloji devleri veya markalar tarafından nasıl anlamlandırılacak ve hayatımızda neleri değiştirecek?

Instagram-Generation

Mesela artık çok severek kullandığımız, hatta biraz abartırsak 🙂 adeta gözümüz kulağımız haline gelen Instagram, Shazam, Neflix, Spotify, Snapchat gibi uygulamalarımız Apple, Google, Facebook, Amazon, Microsoft gibi çağımızın teknoloji devleri çatısı atına girerek kendi dijital ayak izlerimizden, bize daha akılllı ürün ve servisler sunmaktalar. Peki neden?

İçinde bulunduğumuz Dijital Dönüşüm çağı aynı zamanda bir Yakınsama çağı olarak ta adlandırılmakta. Çünkü birçok uygulama birbiriyle iç içe geçmek üzere. Alışveriş deneyiminizi düşünün, artık birçok kahve dükkanında fiziksel cüzdan yerine cep telefonumuzla veya akıllı saatimizle ödeme yapmak, puan kazanmak sadece 1-2 saniyemizi almakta. Evet alışkanlıklarımız değişiyor. Dijital Dönüşüm 2.0 dönemi ile birlikte, artık yeni deneyimler bizi bekliyor. Bu yeni dönemde alışkanlıklarımız kadar markalar ve özellikle ticaret ciddi bir değişimden geçmekte. Bir düşünün, gün içinde size gelen marka e-postalar, sms’ler, anlık iletiler (push notifications), reklamlar vb… Sürekli bir mesaj bombardımanı içindeyiz. Kullanıcı Deneyimi gözüyle bu bizi rahatsız etmekte. Artık sadelik istiyoruz, sonuca hızlı ulaşma peşindeyiz. Dijital Dönüşüm 2.0 işte bu ihtiyacımıza cevap vermekte. Nasıl mı?

amazon_go_retail.jpg

Dijital Dönüşüm 2.0 dönemini müşteri gözüyle ele alırsak, Amazon Go örneğinde olduğu gibi, alışveriş asistanımız markete girdiğimizi anlıyor, alışveriş sepetine ne eklediğimizi biliyor ve ödeme işlemi için cüzdanımızdan kart çıkartıp şifre girip fatura bekleme süreci olmadan sensörler aracılığı ile ödeme işlemini saniyeler içinde tamamlayabiliyor. Market alışverişi sonrası Starbucks’tan kahve alırken de ödeme işlemi için sesli komut veya yüz/göz taraması ile ödemeyi tamamlayabiliyoruz. Artık tuşlama, dokunma gibi ekran bazlı işlemler yerine markayla sohbet edercesine (chatbots) dialoga girdiğimiz, göz teması kurduğumuz bir dönemdeyiz. Hem nesneler yani kullandığımız cihazlar sensörler ve yazılımlar aracılığı ile kendi aralarında konuşuyorlar, hem biz kendileriyle konuşmaya başladık. Bu nedenle bu yeni döneme işlem bazlı (transactional) yerine, “konuşan” (conversational) ticaret dönemi denmekte.

2018_predictions_gartner

Bu yeni dönemi teknoloji devleri gözüyle ele alırsak, durumu en iyi özetleyen örneklerden biri 2018’e henüz girdiğimiz şu günlerde teknoloji haberlerinin başında  yer alani Apple’ın Netflix’i satın alacağı haberi. Hatırlarsak daha önceden Beats’i 3 milyar dolara satın alarak müzik dünyasına adım atan Apple, geçtiğimiz Aralık ayı içinde de şimdiye kadar yaptığı en büyük satın alımlardan biri olarak Shazam’ı 400 milyon dolar karşılığında satın almıştı. Bu satın alımda ön plana çıkan temel neden ilk etapta Shazam’ın müzik ve ses tanıma teknolojisiyle, Apple’ın asistan (Siri) yeteneklerini güçlendirmesi olarak gözükse de, temel neden aslında müzik ve reklam servisini güçlendirmek istemesi. Böylece daha zengin data ve daha fazla reklam geliri elde edebilecek. Evet Dijital Dönüşüm 2.0 döneminde dijital pazarlamada rekabetin şekli değişiyor. Bu rekabetin 2 amacı bulunuyor: En zengin Data’ya sahip olmak ve En Mükemmel Kullanıcı Deneyimini sunmak.

1 – En Zengin Dataya Sahip Olmak: Spotify abone sayısı yaklaşık 60 milyon iken, Apple’ın Müzik’in abone sayısı yaklaşık 27 milyon. Apple’ın 2018’de pazar üstünlüğünü sağlaması için yeni abone çekmesi gerek. Spotify uzun süredir pazarda lider ve iPhone kullanan birçok Spotify kullanıcısı, Apple Müzik’e geçmek için geçerli bir sebep bulamıyor. Apple’ın Netflix satın alımı ile orijinal video içerikleri üretme konusundaki amacının aslında Spotify’la rekabet olması ihtimali yüksek. Bu Apple için daha çok abone, daha zengin data demek. Data gücü ile Programatik reklam avantajı elde etmesi de mümkünken, Dijital Dönüşüm 2.0 dönemine birkaç adım önde başlaması kaçınılmaz.

spotify_apple_music_subscribers_2017

2- En Mükemmel Kullanıcı Deneyimini Sunmak: Shazam, 2017 başlarında görsel tanıma teknolojisini temel alarak markalar için bir artırılmış gerçeklik platformu başlattı. Bu teknoloji, kullanıcıların dergileri, kitapları, posterleri, reklamları ve 3D animasyonları, ürün görselleştirmeleri ve 360 derece videolar başlatabilen diğer fiziksel ürünleri taramasına olanak tanıyor. Apple, 2017 yılı sonu gerçekleştirdiği Shazam satın alımı sonrası Netflix satın alımı ile video içeriklerinde avantaj elde edip, kendi Google Lens’ini kurmak isteyebilir. Böylece rekabette Sesli / Görsel Komut avantajı elde ederek kullanıcılarına bütünsel bir deneyim, benzersiz bir asistanlık hizmeti sunabilir.

Evet nedenleri biraz detaylı incelediğimizde bugün neden Apple’ın Netflix’i satın alma niyetinde olduğunu daha kolay anlayabiliyoruz. Bunu daha iyi okuyabilmek içinse, Gartner’ın bu yıl ve önümüzdeki yıllar için raporladığı stratejik önem taşıyan 10 teknoloji trendi ve bazı öngörülerini de beraberinde değerlendirmek gerekiyor.

visual_voice_search

1 – Görsel ve Sesli Arama Hız Kazanacak: Uygulamalarını görsel veya sesli aramayı destekleyecek şekilde yeniden tasarlayan markalar, 2021’e kadar dijital ticaret gelirini yaklaşık 30 % arttıracak.

2 – Dijital Devreler İsteyerek Kendi Güncel Sistemlerini Bozacaklar: 2020’de teknoloji devleri bir sonraki liderlik fırsatı için kendi sistemlerini bozup yeni inovasyonlar sunacaklar. Mesela, e-ticarette ekranların yerini Alexa gibi asistanların alması veya Touch ID’ye karşı Apple Face ID kullanımı gibi.

3 – Blok Zinciri Bazlı Kripto Para Birimlerinin Değeri Hızla Artacak: 2020’nin sonuna gelindiğinde finans sektörü, blok zinciri tabanlı kripto para birimleri kullanımından 1 milyar dolarlık işletme değeri elde edecek, 2023 sonunda ise küresel işletme değerinin yarısından fazlasını temsil edecek.

4 – Yapay Zeka İle Yanlış Bilgi Tüketimi Artacak: 2022’ye gelindiğinde, gelişmiş ekonomilerin çoğunda gerçek bilgilerden daha çok yanlış bilgi tüketilecek.

5 – “Sahte Gerçeklikleri” Saptamak Zorlaşacak: 2020’ye kadar yapay zeka tarafından düzenlenen “sahte içerikler” yapay zekaların tespit etme yeteneğini aşacak ve dijital güvensizlik artacak.

facebook_chatbot

6 – Büyük İşletmelerin Chatbot Kullanımları Artacak: 2021’e kadar, markaların 50 %’sinden fazlası mobil uygulamalar yerine, botlar ve chatbotlara yatırım yapacak.

8 – Yapay Zeka Daha Fazla İş Olanağı Sağlayacak: 2020’de yapay zeka teknolojileriyle 1.8 milyon iş ortadan kalkarken, 2.3 milyon iş yaratılacak.

9 – IOT Teknolojisi Hızla Yayılacak: 2020’de IoT teknolojisi yeni elektronik ürün tasarımlarının 95 %’inde yer alacak.

10 – IOT Teknolojisi Güvenliği Hızla Büyüyen Bir Küresel Pazar Olacak: 2022 yılına kadar, IoT için tüm güvenlik bütçelerinin yarısı, koruma yerine arıza giderme için harcanacak.

Özetle; 2018 ve sonrasındaki 5 yıl içinde dijital dönüşümün yaşantımıza etkisi giderek artacak. Artık teknoloji yaşam tarzımızı ve ticareti yeniden şekilleniyor. Ekranlar kaybolurken; Amazon Echo, Siri, Google Home gibi bizle konuşan yapay zeka destekli asistanlar en büyük destekçimiz haline geliyorlar. Artık hem nesneler, yazılımlar kendi aralarında konuşmaya başladı hem de biz nesnelerle konuşmaya başladık. Bu değişime sadece “Dijital Dönüşüm” veya “Konuşan Ticaret” dönemi demek yeterli değil, bu aynı zamanda bir Yaşam Dönüşümü ve biz de başroldeyiz, yenilikleri heyecanla bekliyoruz.

Durumu en iyi özetleyen video da yine Apple’dan… Hey Siri, you’re the best! 🙂